Benim için kitaplar gibi dergiler de keşif yolculuğumun bir parçası oldular her zaman. Üniversite yıllarımdan itibaren sürekli takip ettiğim, bir sonraki sayısını heyecanla beklediğim dergiler oldu. Bu yolculukta sevdiğim kimi dergiler yayından kalktı, kimisi bir süre sonra ilgimi çekmemeye başladı. Yıllarca takip ettiğim Popüler Tarih dergisi vardı. Her sayısını kaçırmadan aldığım, heyecanla okuduğum ve içinde kitap tavsiyeleri doğrultusunda okudum kitaplar olan bu derginin yayınının son bulması beni çok üzmüştü. Çok severek okuduğum ve defalarca okuyabileceğim tarihi romanlarla hep bu dergi sayesinde tanışmıştım. Popüler Tarihten sonra çıkan diğer tarih dergileri beni bu dergi kadar etkilemedi. Bundan sonra "Güncel Hukuk" yolculuğum başladı. Mesleki bir dergi olan bu dergiyi günceli yakaladığım ve beni akademik açıdan beslediği için takip etmeye devam ediyorum.
Bununla birlikte yeni dergiler keşfediyorum, deniyorum. Kiminin o an bana kattıklarıyla kalıyorum, kimi çok hoşuma gidiyor bir süre daha devam ediyorum vs. Bugünlerde bildiğimiz dergi formatlarının dışında birçok dergiyle karşılaşıyorum. Ot, Kafkaokur gibi. Edebiyat, fikir, kültür, sanat, hayat dergileri olan bu dergilerdeki kimi yazıların akıcılıkları, eleştirileri ve üslubları beni etkiliyor çoğu zaman.
Böyle düşünerek bu hafta Pul Biber dergisi okumaya başladım. Çok hoşuma giden mottosuyla "Kadınlar, çocuklar, hayvanlar ve ağaçlar için hayat çok zor. Biz bunu kolaylaştırmaya geldik" hemen ilgimi çeken bu dergideki yazıların da beni etkileyenleri oldu.
Herkesin hayata bir bakış açısı vardır: anlamlandırma çerçevesi. Bu bakış açısının arkasında da birçok faktör yatar. Yetiştirildiği ortam, yaşadığı çevre, kültür vs. Ama önemli olan kültürünün robotu olmamak. "Ben" ini aşarak olayları dışarıdan izleyebilme becerisi elde etmektir. Bu beceriyi elde etmede de birçok dış etken yardımcı olabilir. Yani insanın farkındalık kazanması gerekir. Bu farkındalığı da en güzel kazandıran kitaplardır sonra dergiler çeşitli yayınlar ve sosyal medya. Ancak sosyal medyanın objektif bir gözden bakması şartıyla... Dolayısıyla elimizdeki araç bir hayli fazla. Yeter ki bizde farkındalığa karşı bir irade ve algı olsun.
Pul Biber'e de bu gözle baktım. İnançlar, görüşler vs. farklı olabilir. Ancak ortada kadın hakları, çocuk hakları, çevre, geçirdikleri bir kaza, felaket sonucu kaybettikleri herhangi bir organı dolayısıyla toplumun dışında kalmak zorunda olan insanların hakları (engelli tabirini kullanmak istemiyorum) gibi sorunlar varsa ve birileri farkındalık yaratıyorsa, bu benim için çok değerlidir. İnsan - insana ilişkiler geliştirebilmek için kadına kadın insan bakış açısıyla, çocuğun da bir birey olduğu unutulmadan saygıyla, doğada yaşayan diğer canlıların da yeryüzünde bizim gibi hakları olduğu gerçeğiyle, bir gün bizim de başımıza gelebilecek bir felaketle herhangi bir organımızın sakatlanacağı bilinciyle davranış tarzı kazanmamız sürdürülebilir bir dünya için ne kadar gerekli farkında mıyız?
Bugün "Pul-Biber" bana bunları düşündürttü. Farkındalık oluşturabildiğini düşündüğüm bu dergi vasıtasıyla günümüzün sorunlarının herkese pul biber olmasını dilerim. Böylece hepimiz her şeyden önce insan insana ilişkiler kurarak çevremizde olup bitenlerin farkına varırız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder