28 Şubat 2016 Pazar

ATATÜRK ARBORETUMU

Atatürk Arboretumu İstanbul'da Bahçeköy'de yer alan bir botanik bahçesi. Uzun zamandır girmek istediğim ve geçtiğimiz haftasonu gitme fırsatı bulduğum bu ağaç ve bitki müzesi tam olarak hayal ettiğim gibiydi. Burası her şeyden önce İstanbul'da saklı bir bahçe. Çeşit çeşit bitki türlerinin yer aldığı bu ağaç parkta sessiz bir ormanda, sadece kuş seslerinin arasında kendinizi şehrin çok uzağında hissedebilirsiniz.
Aynı zamanda gölet, gölette yüzen ördekler çok hoş bir manzara sunuyor. Ağaçların arasında yürüyüş yapmak, mis gibi temiz havayı içinize çekmek ve ayaklarınızın altındaki yaprak ve çalı çırpı hışırtılarını duymak insana kesinlikle mutluluk hormonu salgılattırıyor.
Bununla birlikte, fotoğraf çekmeyi sevenler için ağaç manzaralarıyla, bitki türlerinin yakın çekimiyle, ördeklerin pozlarıyla, gölet ve ağaçların harika uyumuyla çok güzel çalışmalar yapılabilir. 
Çocuklar için de muhteşem bir keşif alanı olan bu botanik bahçesine kesinlikle ziyaret yapılmalı. Birlikte bitki türleri incelenebilir; renkleri, kokusu, dokusu vs., sonra ördekler çocukların oldukça ilgisini çekebilir, ayrıca oldukça geniş bu alanda koşturmak çok eğlenceli olabilir. Böylece çocuklar enerjilerini doğaya bırakıp evlerine döndüklerinde güzelce dinlenirler.
Her mevsim ayrı bir güzel olan Atatürk Arboretumu yazın bunaltıcı sıcaklarında bir vaha, sonbaharda çeşit çeşit renklere bürünmüş muhteşem bir doğa, kışın karlar altında masum bir güzellik, ilkbaharda yenilenen doğa ile birlikte açan çiçekleriyle yalancı bir cennet olabilir. Dolayısıyla her mevsim gidilesi bu parka gitmenizi mutlaka tavsiye ederim.
Botanik park sonrası Sarıyer'i de ziyaret etmek gerekir. Sahilde martılarla yapılan bir yürüyüşle beraber, boğazdan geçen gemileri izlemek insana tüm yorgunluklarını, kırgınlıklarını unutturabilir. Sonra meşhur Sarıyer böreğinden de tatmak gerekir. İnsan bir şehri, ilçeyi hatta semti gezerken o şehirle, ilçeyle, semtle müsamma yiyeceği de tatmadan dönmemelidir, öyle değil mi?
Bu arada Sarıyer demiş iken, Sadberk Hanım Müzesini anmadan geçmeyelim. Ona mutlaka uğrayın. Belki bir gün bir sergi dolayısıyla ziyaret edeceğimiz bu müze başka bir yazımımızın konusu olur...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder