Uzun zamandır okumak istediğim ancak geçtiğimiz hafta fırsat bulduğum Doğan Cüceloğlu'nun Gerçek Özgürlük kitabı birkaç gün elimden düşürmediğim, bulduğum her fırsatta ve bir çırpıda okuduğum bir kitap oldu. İnsan önce kendini tanımalı, kendi içi yolculuğunu tamamlamalı ki etrafındaki insanlara da böylece faydalı olabilmeli. Etrafımızdaki insanlar ailemiz, çocuklarımız, komşumuz, sonra bütün bir toplum olabilir. Yürüyüş yaparken karşımıza çıkan bir insana kadın ya da erkek olarak cinsiyet ayrımı sadece insan olduğu için selam vermemiz de bir tür hizmet değil midir? Doğan Cüceloğlu'nun da, irdelediği gibi toplum kodları yani kültürümüzün bize işledikleri bizi insan olduğumuz için sahip olmamız gereken değerlerden alıkoyuyor. Böylece sahip olduğumuz kültürün adeta robotluğunu yaparak şahsiyet olamıyoruz. Yani "başkaları ne der" e takılıp, kendi seçimlerimizi arka plana atıyoruz.
Hayatta, kendimize sormamız gereken en önemli sorulardan biri "Beni bu hayatta ayakta tutacak, diri olmamı sağlayacak yaşama sevincim var mı?" dır. Özellikle annelerin de kendilerine sormaları gereken bu soru insanı Doğan Cüceloğlu'nun yaşamın anlamı bahsine götürüyor. Ben, benim için önemli olan yaşama sevinci kavramını, yaşamın anlamının insanın "ben"ini aştığı yer olarak gören Doğan Cüceloğlu'nun bu kavramıyla özdeşleştirdim. İnsanın "ben"ini aşarak hayatı anlamlandırması için de farkına varan bir gözü, iradesi olmalıdır. Farkına varmakla bitmeyen bu süreç aynı zamanda güç ve cesaret ister. Böylece seçimlerini tamamen kendi isteği ile yapan ve bu seçimlerin sorumluluğunu alan birey şahsiyet olabilir. Şahsiyet olmuş birey de kendi yaşamının anlamını oluşturmuş demektir.
Kitapta, en çok beğendiğim tespitlerden biri de "İnsan farkında olduğu kadar insan olabilir" tespitiydi. Bunun için de insanın kendine ve dünyaya açık olması gerekir. Bu söylenmesi kolay ancak uygulaması o kadar zor bir cümle ki, çevremde olup bitenlere gözleri kapalı olanları görünce farkındalığın ne kadar önemli olduğunu görebiliyorum. Farkındalık sahibi olduğum için de şükrediyorum.
Her gün doğan güneşle beraber yeni bir güne başlıyoruz. Gün içinde bir sürü olay yaşıyoruz, bir sürü insanla iletişime geçiyoruz vs. Gün içinde sergilediğimiz tavırlar, davranışlar, iletişim tarzlarımız vs. kendi seçimlerimizin yansıması mı yoksa bizim için yapılmış tercihler mi sorgulamasını yapmadan gerçek özgürlüğe ulaşamayız. Yaşamlarımıza bu gözle bir bakış atıp, sonra şahsiyet olma yolculuğuna çıkabiliriz. Elbette ki, öncelikle insanın böyle bir yolculuğa çıkması gerektiğinin farkında olması gerekir.
Herkesin farkında olduğu bir hayat yaşamasını dilerim..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder