13 Şubat 2016 Cumartesi

BOYALARLA RENKLERİN BÜYÜSÜNE KAPILMAK

Bu zamana kadar resim boyalarıyla hiç aram olmamıştı. Çünkü resim yapmakla pek aram yoktu. Biz de şöyle bir kanı vardır: resme ya yeteneğin vardır ya da yoktur. İşte ben resme yeteneği olmayanlardandım. Eğitim sistemimizin ezberci, kalıpsal, dayatmacı yönteminin bir yansıması olan bu görüş dolayısıyla da resim yapmaktan soğudum ve resim ödevlerimi, çevremde resim yapma yeteneği olanlar kişilerden rica ederek geçiştirmeye çalıştım. Oysa resim yapma işi tamamen bizim hayal gücümüze bırakılsa ne kadar güzel olurdu değil mi? Elbette işin teknik yanı öğretilecek ancak belli kalıplara sokulmadan içinden geldiği gibi hayal dünyanı yansıtabileceğin, renklerin dünyasıyla ruhunu dinlendirebileceğin, bizim gibi yoğun eğitim programı ve sınav stresi içinde bir nebze olsun rahatlayabileceğin bir rehabilitasyon planı içinde resim dersleri hayal ettim. 
Bizim de ders şeklinde olmasa da eğlence şeklinde düzenlediğimiz boyalarla renklerin büyüsüne kapıldığımız eğlenceli aktivitelerimiz var. Belki de boyalar birçok annenin korkulu rüyası. Etrafın kirlenmesi,çocuğun üstünün başının berbat olması anneleri korkutuyor olabilir. Ancak birkaç önlemle üstesinden gelinebilecek bu korku yüzünden insan kendini ve çocuğunu boyalarla renklerin büyülü dünyasından mahrum etmemeli. Boyaların ellerle, yüzlerle, ayaklarla hatta bacaklarla temasının, kağıtta oluşturduğu izlerin, patates, ip gibi başka malzemelerle buluşmasının çocuklarda yarattığı heyecan, coşku ve keşif duygusu kesinlikle yaşanmalı. Her şeyden önce çocukları rahatlatan, gevşeten bu aktivitenin çocuklara katacakları çok fazla. Bu yüzden bırakın her taraf boya olsun. Çocuklar keşke hep boyalarla, kalemlerle, kağıtlarla uğraşsa da zararlı alışkanlıklar hiç edinmese...
Bugünlerde bizim favorimiz parmak boyalar. Küçük şişelerdeki bu boyaları küçük parmaklarıyla parmaklayan Ahmet Tarık önce bütün ellerini boyayıp daha sonra resim kağıdına elleriyle vurarak el izlerinin kağıtta çıkmasına bayılıyor. Elbette bununla yetinmeyip yüzüne, ayaklarına ve bacaklarına da bulaştırıyor. Çok keyif aldığı bu aktivitenin sonunda kendini banyoda bulması da onun için ayrı bir keyif. Vücudundan boyaların akıp köpüklere bulaşması ise kahkaha sebebi.
Öte yandan, okul öncesi çocuklar için tavsiye edilebilecek olan mum boyalar var. Mum boyalar da yumuşak olması ve kağıt dışında herhangi bir yerin boyanması karşısında kolaylıkla temizlenmesi nedeniyle tercih edilebilir. Mum boyalarla kağıda gelişigüzel yapılan çizimler çocukları mutlu ediyor. 
Sulu boya ile yapılacak baskı çalışmaları da ayrı bir keyif. İp baskısı, kurumuş yaprak baskısı, patates baskısı hatta maydanoz ve soğan baskısı ile boyanın sebzelerle, bitkilerle olan uyumunu görüp siz de çok eğlenebilirsiniz. Demek ki boyaların da sihirli bir dünyası varmış, keşfedilecek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder