Günümüzde ebeveynler çocuk gelişimine oldukça ilgi duyuyorlar ve kulaktan dolma bilgiler yerine okuyarak kendilerini geliştirmek istiyorlar. Bunda modern toplumun etkisi de yok değil. Öyle ki artık çekirdek aileler yaygınlaşmış; geniş aileler ise kaybolmaya yüz tutmuştur. Dolayısıyla daha önceleri büyüklerinden elde ettikleri bilgileri, ebeveynler artık kitaplardan elde etmeye çalışıyorlar. Bu talep karşısında her geçen gün artan bir şekilde yeni kitaplar yayınlanmaktadır. Ben de bu konuda büyüklerimin tecrübeleri yanında, kitap okuyarak da kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Farklı görüşlere sahip uzmanların kitaplarını okuyorum, farklı doktrinleri öğreniyorum; bunlardan kendi değerlerime uygun olanları uygulamaya alıyorum.
Bu hafta Nevzat Tarhan’ın “Sen Ben ve Çocuklarımız” adlı kitabını okudum. Çocuk eğitimine ilişkin temel bilgilerin yer aldığı bu kitap oldukça akıcı; bir solukta okunabilecek güzel bir kitap. Nevzat Tarhan Hoca kitapta birçok önemli noktayı vurguluyor.
Çocukların karakter gelişimi için ebeveynlerin davranışlarındaki tutarlılığın ve kararlılığın önemine değiniyor. Yani ebeveynlerin aynı dili konuşması çok önemli. Bu da, bize aile içi iletişimin çok iyi sağlanmasının, çocuğun karakter gelişimi için gerekli olduğunu gösteriyor.
Bir diğer nokta, anne ile bebek arasında kurulan ten temasının anne bebek arasındaki güvenin oluşması için ne kadar önemli olduğudur. Özellikle bizim toplumumuzun değerleri yakın teması, şefkati, ilgiyi içermesi nedeniyle batı toplumlarında yer alan çocuğun karnı tok, altı temiz ise ağlasa da ilgilenilmemesi gerektiği yargısı toplumumuza uygun değildir.
Günümüzde maddiyatın odak noktası haline gelmesi aile içinde de görülmektedir. Ancak kitapta da değinildiği gibi ailede maddiyat odak noktası olmamalıdır.
Çocuğun kendini güvende hissetmesi için anne baba arasındaki gerginliklerin çözüm üretilerek giderildiğine şahit olmasını sağlamaktadır. Anne baba arasında gerginlikler olabilir. Önemli olan bu gerginliklerin çözümle sonuçlanacağını çocuğun görmesidir.
Çocuk eğitiminde en kritik dönemin 0-6 yaş arası olduğu kitapta vurgulanmış ve çocuğun her şeyi bir kamera gibi kaydettiği bu dönemde anne baba her hareketinden sorumludur.
Günümüzün en problemli alanlarından olan televizyona, internete, sosyal medyaya karşı takınılması gereken tavıra da kitapta değinilmiştir. Devamlı televizyon izlemenin, dil gelişimini engellediği tespit edilmiştir. Buna karşı güzel bir öneri de verilmiştir: planlı olma. Anneler, çocuklarının televizyon başında, bilgisayar başında geçirecekleri zaman planlayabilirler, zaman kısıtlaması yapabilirler. Kararlı bir tutumla da bu problemle baş edilebilir.
Kitapta, özgüven konusu da üzerinde çok durulmuş olan bir alan. Ebeveynlerin çocuklarını iyi tanıması ve yatkın oldukları konularda kendilerini geliştirmelerine olanak sağlamaları, çocuklarda özgüveni geliştirmenin bir yolu olarak görülmektedir.
Çocuklara dürüstlüğün nasıl öğretileceğine de değinilmiş, her şeyden önce dürüstlüğün ailede yaşanarak öğretilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Önemli bir nokta da yalanın sıradanlaştırılmamasıdır.
Yemek yeme alışkanlığı, ilk ciddi eğitim olan tuvalet eğitimi, kardeş kıskançlığı, harçlık eğitimi gibi önemli konuların da yer aldığı kitapta, en önemli vurgu tüm bu çetrefilli alanlara karşı anne babanın tutumuna yapılmıştır.
Önemli olan çocuğu hayata hazırlamaktır. Bunu yaparken de çocuğa karşı sevgi ve disiplin dengede tutulmalıdır. Son olarak kitapta en sevdiğim tespite yer vermek istiyorum: “Anne bekçi olmalı; çocuğu uzaktan kontrol etmelidir.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder