1 Mayıs 2016 Pazar

BİSİKLET MEDENİYETTİR!

Bisikleti kim sevmez ki? Bisiklet deyince çoğu insanın yüzüne kocaman bir tebessüm yayılır. Kimine göre bisiklet özgürlüğün tadını çıkardığı bir spordur; kimine göre çocukluğudur; kimine göre de en rahat, en temiz, vazgeçilmez bir ulaşım aracıdır. Maalesef bisiklet ülkemizde çok da yaygın olarak kullanılan bir araç değil. İstanbul'u düşündüğümde özellikle Boğaziçi'nde bisiklet kullanımına elverişli bir coğrafyanın olmadığının farkındayım. Ancak İstanbul'un çevresinde kurulan yeni yerleşim bölgelerinin bisiklet kullanımı çok da elverişli olduğunu düşünüyorum. Öte yandan, trafik düzeninin sadece taşıtlar öngörülerek planlandığı, bırakın bisiklet sürücülerini, yayaların bile hesaba katılmadığı ülkemizde insanların bisikleti iş yerlerine, okullarına vs. giderken kullanması hiç de kolay olmasa gerek. 
Oysa bisiklet denince akla gelen ilk şehir olan Amsterdam'ı düşünün: şehir adeta bisiklet ile bütünleşmiş durumda, bisiklet ile anılır olmuş. Yani bisiklet kullanımının bu derece yaygın olduğu bir şehirde trafik de eminim bisiklete göre akıyordur. Kendi deneyimlerimden yola çıkarsam Almanya'da yaşadığım kısa bir süre zarfında bisiklet kullanmaya çok özenmiştim. Oradaki bisiklet yollarına gösterilen hassasiyet, bisiklet kullanımının birtakım kuralları vs. hiç alışık olmadığım bir düzende altında kalkamayacağım bir hissi uyandırdı bende. Çünkü bisiklet medeniyettir; kültürdür. Yani bir düzenin parçası olması hasebiyle daha önce böyle bir düzende yaşamayanlar için denemesi hiç kolay değildir.
Bir de bisikletin romantik, nostaljik bir yanı vardır benim de en sevdiğim. Mesela insan sahip olduğu ilk bisikleti unutur mu hiç? Sonra bisiklet kullanmayı öğrenirken geçirdiği kazaları.. Bence unutmaz. Bununla birlikte, kimimizin çocukken hayallerini süsleyen bisikletler vardır. Mağazanın vitrininde sergilenen bisiklete bakıp bakıp iç geçirilen.. Büyüyünce o bisikleti düşündüğümüzde yine de içimizden kötü şeyler geçirmediğimiz; sahip olamadığımız için hırslanmadığımız... Çünkü insanın çocuk kalbi sahip olamadıklarına karşı nefretle değil de; daha masumca bir tavır takınıyor. Dolayısıyla büyüyünce de gözleri ışıl ışıl olarak, hasretle anıyor o bisikleti de, o günleri de.
Ahmet Tarık bugün ilk bisikletine kavuşacak. Ancak eminim herhangi bir eşya gibi mağazadan gidip alınandan çok farklı bir anısı olacak zihninde yıllar sonra. Çünkü alınan herhangi eşyadan çok farklı: bisiklet. Bir de bu anın eşlik edenleri ile özel bir anlam kazanması çok daha değerli benim için. O yüzden, yıllar sonra Ahmet Tarık'a ilk bisikletini almaya deden ve anneannenle gitmiştin diyebilecek olmak şimdiden mutlu ediyor beni.  
Şu an bilmediğim, Ahmet Tarık'ın ilk bisikletine sahip olduğu anların detaylarını yıllar sonra kendisinden dinlemek dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder