Annelik öyle bir serüvenmiş ki, bu yolda öğrendiklerin hiç bitmezmiş. Hani büyükler hep der ya "bunlar iyi günlerin bir büyüsünler de sen o zaman gör" diye. Bu sözün haklılık payı olmakla beraber bırakın düşünmeyelim büyüdüklerini.. Zaman tutulamayacak kadar hızla akarken çocuklarımızın bebekliklerini, çocukluklarını enselerinden öpüp içimize çekelim zaten. Bu cümle şöyle bir kenarda dursun. Beni asıl yoran, bu bebeklikler, çocukluklar bazen öyle şaşırtmacalı oluyor ki insanın nevri dönüyor. Bir çocuğun bir ayı bir ayını tutmazken, ikinci çocuk birinci çocuğa hiç benzemiyor. Sana kitabı tersten okutuyor adeta.
Bir zamanlar "geceleri nasıl, uyuyor mu?" sorusuna aman nazar değmesin diye, gözlerini kaçırarak "eh işte kalkıyor üç, dört kere" derken, o günlerin acısını çıkartırcasına bugün ne üç, dört keresi her yarım saatte bir uyanır oluyorsun. Yani ilk çocuğunla geçirdiğin o saadetli dolu günler, sabah beraber kalkıp yatakta keyif yapmalar filan ikinci çocukla sinir harbine dönüşüverebiliyor. Elbette insan o sıcak dakikaların ardından uykuya daldıklarında çocuklarının sağlıklarına bin şükrediyor. Ancak uykusuz günler de bir süre bitmiyor, bitmeyecek görünüyor.
Her bireyin farklı, eşsiz olduğunu biliriz. Ama iş kardeşlere gelince onları nedense birbirinden ayırt edemeyiz. Elbette fiziksel olarak benzeyebilirler. Ancak ortada iki farklı birey vardır ve bu doğdukları andan itibaren geçerlidir. İkinci oğlum Mehmet'i ilk muayenesine götürdüğümde taze olan bilgilerimi de vurgulamak istercesine doktoruna hep ilk oğlumla ilgili tecrübelerimi aktarmaya heveslendim. Ancak doktorumuz hemen beni durdurdu "her birey farklıdır", dedi. O günden sonra da hep bu farklılıkları tecrübe etmeye başladım. Uyku düzenleri, yeme düzenleri, evde mi yoksa dışarıda mı daha mutlu oldukları vs. konularında farklılıklarını keşfederek öğrenmeye başladım. Öte yandan, biri on birinci ayında diş çıkarırken, diğerinin sekizinci ayında dişini çıkarması yine de beni şaşırttı. Demek ki öğrendiklerimizi, yaşadıklarımızı nasıl hemen de kabullenip, ona göre beklenti içine giriyoruz. Bununla birlikte,ilk çocuk da çok beklediğimiz bir an- emeklemek, yürümek gibi- ikinci çocukta ansızın gözlerimizin önünde yaşanınca mutluluktan uçabiliyoruz. O yüzden farklılıkların hep bir sürpriz gibi ortaya çıktığı ve sizi mutluluktan uçurduğu bir annelik serüveni yaşamanız dileğiyle..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder