28 Mart 2016 Pazartesi

YOL HALİ

Dünyanın bir yol hali olması hasebiyle sanırım insanın ruhu da çoğu zaman yol halinde. Ancak bu yol hali kimisinde baskın kimisinde pasif durumda. Ruhunda yol hali baskın olanlara bir nevi göçebe ruhlu diyorum ben. Ruh böyle besleniyorsa beden ne yapsın? Tıpış tıpış ruhunun peşinden..
Ama yol halinde olmak da nasıl güzeldir? İşte benim göçebe ruhum da yol halinde olmaktan çok hoşlanır. Bazen yerleşiklik ile göçebelik arasında sıkışıp kalsam ruhum uçar gider.. Kelebek misali.. Yerleşiklik; bir yere kök salma bana göre değil sanırım. Ancak yine de insanın kendini ait olduğunu hissettiği bir yerlerin olması gerekir. Dönüp dolaşıp geleceği bir yerler. Kokusu burnunda tüten, her karış toprağının görüntüsü hafızasından silinmeyen bir yer, yerler.. Çünkü özlemek güzeldir. Hele ki bir yeri özlemek; insana yaşadığını hissettirir. Çünkü ucunda varmak vardır. Varmak için çalışmak; sonra ulaşmak. Gurbetin asıl amacı da bu değil midir zaten?
Bir de merak duygusuyla çıkılan yolculuklar.. Nasıl heyecanlanır insan? Yeni yerleri keşfetmenin bana verdiği haz paha biçilmezdir. Bana yaşadığımı hissettiren en büyük duygulardan biri de işte bu yolculuklar sanırım. İnsan bir yerlerin peşine düştüğünde, hayalinden bile olsa hayattaki başka olumsuzlukları görmüyor. Bir hayalin peşine düşmek gibi bir yerin peşine düşüyor; hayali oluyor.
Mesela benim hayalimdir, Himalayalar..Dünyanın çatısı..Bir dağ silsilesi olan Himalayalar'ın en yüksek tepesi olan Everest'e, küçükken bir dağcı olup tırmanmayı hayal ederdim. Dağcı olamadım ama kim bilir belki bir gün oğullarımla Himalayalar'da trekking yapar; yüzyıllardır Everest'in eteklerinde yaşayan, hayvancılıkla uğraşan ve Doğu Tibet'ten Nepal'a göç eden etnik bir grup olan Şerpalar'ı ziyaret ederim.
Bir de son günlerde bir yerin daha peşine düştüm: sakura zamanı Japonya. Meyve vermeyen bir tür kiraz ağacı olan Sakura, Japonya'da baharın müjdecisidir. Ancak Sakura baharı müjdelerken bir yandan da her şeyin geçiciliğinden dem vurur. Öyle ki, Sakura yani kiraz çiçeği daha solmadan en güzel halindeyken dalından düşer. Kiraz çiçeğinin bu hüzünlü hikayesi bana kelebeği hatırlattı. Dünyanın bir ucundan diğerine giden, birbirinden ilginç yerler keşfeden kelebek de zamanını doldurur; oyalanmadan kısacık ömrünü güzelliklere güzellik katan halinde iken tamamlar.
İşte yol hali de sakura ve kelebeğin bu hüzünlü hikayesi gibidir benim için. Sanki kısacık ve en güzel halinde sonlanmış gibi bir his verir. Adeta tadı damağımda kalır.
Tadı damağımızda kalan nice yol hallerimiz olsun..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder