Son günlerde anne sütünün önemine ilişkin yapılan yayınlar, kampanyalar, reklamlar çok değerli. Ancak anne sütünü yeni icat edilmiş bir mucize gibi gösterilmesi acaba eskiden anne sütü önemsiz miydi dedirttiriyor bana. Sanırım anne sütünün sahip olduğu mucizevi etki ve ikame edilemezliği bebekleri bu mucizeden mahrum etmemek adına annelere sık sık uyarı yaptırıyor.
Hem sahip olduğu besin değerleri ile hem de anne ile bebek arasında güçlü bir bağ kurmaya yardımcı olması sebebiyle psikolojik yanı itibariyle anne sütü şart. İki oğlumu da emzirebilme nimetine sahip olduğum için şükrediyorum. Bununla birlikte, anne sütünün hem oğullarımla olan ilişkimize pozitif etkisini, hem de onları fiziksel olarak koruma etkisini bire bir gözleme imkanına sahip oldum.
Annelere doğumdan itibaren en çok sorulan soru "Sütün var mı?" Bu sorunun çok incitici bir soru olduğunu düşünüyorum. Sütü gelmeyen annelere suçluluk hissettiren, sütü olanları da arkasından gelen "sütün yeterli mi?" sorusuyla da sütünün yeterliliğini sorgulattıran bu tip bakış açıları empatiden yoksun ve annenin psikolojisini etkileyen tarzdadır. O yüzden daha iyimser bakış açısıyla yaklaşıp, annenin duygularını anlamaya çalışmak gerekir. Böylece anne rahatlamış olur. Zaten doğumdan sonraki günler çoğu anne için kolay değildir. O yüzden bu süreci bir de anneyi üzecek sorularla daha zor hale getirmenin anlamı yoktur. O yüzden süt konusunda annelere tavsiyem çevreden gelen olumsuz bakışlara aldırış etmeden bu dönemi geçirmeleridir.
Mehmet Yavuz altıncı ayına kadar anne sütü ile sağlıklı gelişimini tamamladı. O yüzden biz altıncı aydan itibaren ufak ufak ek gıdaya geçiş sürecine başladık. Üç öğün şeklinde planladığımız bu geçişte ilk olarak elma-havuç ya da armut- havuç suyu şeklinde öğle üzeri bir öğünümüz var. Elma ya da havucu cam rende kullanarak rendeliyoruz. Ardından bir mendil yardımıyla suyunu akıtıyoruz. Akşam üzeri de yoğurt yiyor. Yoğurdun ev yapımı yoğurt olmasına dikkat ediyoruz. Akşam da sulandırılmış süt ve pirinç unu ile yapılmış muhallebisini yiyor.
Yedinci aydan itibaren de bu öğünlere öğle çorbalarımız katıldı. İlk olarak patates, havuç ve bulgur ya da irmikten yaptığımız çorbamızı denedik. Patates, havuç ve bulguru haşlayıp bir çay kaşığı zeytinyağı katarak pişirdiğimiz çorbamıza gün geçtikçe farklı sebzeler de katabiliriz. Mevsimine göre sebzeleri katacağımız bu çorbalara patlıcan ve baklayı katmamak konusunda doktorumuz tarafından kesin olarak uyarıldık. Ayrıca ıspanak gibi yeşil sebzeler kullanarak yaptığımız çorbaları da günlük olarak tüketmeye özen göstermeliyiz. Bununla birlikte, ilerleyen günlerde yaptığımız bu sebze çorbalarına bir parça kıyma veya kuzu etini önceden kendi yağında kavurduktan sonra katabiliriz. Haftada üç gün çorbalara bu şekilde et katmak faydalı olacaktır. Tabi ki pişirdiğimiz çorbayı ezerek yediriyoruz.
Sekizinci aydan itibaren kahvaltı öğünün de dahil olması birlikte ek gıdaya geçiş sürecimiz tamamlanmış olacak.
Bebeklerimizin en önemli meselelerini ek gıdaya geçiş gibi basit ve kolay konuların oluşturması dileğiyle..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder