Bugün frezyalı bir cuma olsun istedim. Gittim kendime bir buket frezya aldım. İlk önce kokusunu içime çektim. Allahım bu ne koku, ne güzel renkler.. Yaratılışının mucizesine takılıp düşündüm sonra. Tefekküle daldım bir süre.
İnsan gününün bir saatini tefekküle ayırmalı sanırım. Bir deniz kenarına gidip denize bakıp düşünmeye dalmak ve yaratılış gayemiz üzerine kafa yormak, insanın iç huzuru için ne kadar faydalı olur değil mi? Ya da deniz kenarına gitmeye gerek yok; işte bir buket çiçek, bir meyve veya sebze ya da evladın gözleri bizi yaratılanların muhteşemliğine tanık ettirmez mi? Gün içinde her şeye vakit ayırıyoruz ama etrafımızdaki güzelliklerin gerçekten farkına varıp şükretmeye daha az zaman ayırıyoruz sanırım.
Geçenlerde radyoda eli uzun olmak tabiriyle ilgili dinlediklerim geldi sonra aklıma. Eli uzun olmanın olumsuz bir anlamı olduğunu düşünürdüm. Oysa öyle değilmiş. Eli uzun olmak insanın etrafının farkına varmak ve kimin eksiği varsa ona yardım etmek demekmiş. Dolayısıyla yine farkındalık hep farkındalık.. Ve empati.. Kendi kabuğumuza çekilip sadece kendi ihtiyaçlarımızı görmek ne kadar insani olabilir ki? İnsan çevresinde olup bitenlere dikkat etmeli adeta kulak kesilmeli, kendisine anlatılanları can kulağıyla dinlemeli ki zamanı geldiğinde yardımcı olabilme fırsatı bulabilsin.
İşte biraz da her şey dinlemeyi bilmekle oluyor. Dinlemeyi pek bilmeyen bir toplum olarak keşke karşımızdakini dinlesek; söylediklerine önem versek. Hep kendimize dönük değil de; çevremizde olup bitenlere de algımızı açsak. Bugün sana yarın bana ne kadar da güzel bir sözdür. Çünkü hiçbir şey olduğu gibi kalmıyor. Tıpkı hiçbir şeyin sahibi de olmadığımız gibi..Her gün paylaşmak düşüyor bize görünürde sahip olduklarımızı.
Bugün bir buket frezyanın kulağıma fısıldadıkları bunlardı. Dolayısıyla etrafımızdaki güzelliklerein bize anlatmak istediklerine odaklanmak gerek. Dünyaya başka gözle bakmak dileğiyle...
4 Mart 2016 Cuma
FREZYANIN KULAĞIMA FISILDADIKLARI
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder