Son günlerde Ahmet Tarık'da anlam veremediğimiz birtakım değişiklikler olmaya başladı. Bu farklı davranışlar da bizi endişelendirdi. Pek ciddi olmayan bir hastalıkla gelen bu değişiklikler, daha sonra hastalığın Ahmet Tarık'ı terk etmesine rağmen devam etti. "Acaba bunalımda mı?" dedirten türden farklı tavırlar bizi çok zorlamaya başladı. Her şeye karşı bir reddediş, özellikle de yemeğe karşı ilgisizlik ve isteksizlik karşısında biz de çaresiz kaldık. Bu asi tavırlar da neyin nesiydi?
Meğerse biz iki yaş sendromunun eşiğindeymişiz. Böylece kendimizi iki yaş sendromuyla tanışmış bulduk. İki yaş sendromu neydi? Ne zaman başlar, nasıl biter? Ne yapmalıyız? Nasıl baş edeceğiz? gibi sorularla baş başa kalmanın da zamanı geldi.
"Terrible two" da denilen iki yaş sendromu, çocukların 12-36 aylık dönemini kapsamaktadır. Bu dönemde çocuk kendini sözsel açıdan tam olarak ifade edemediğinden, bedensel hareketlere sık sık başvurabilir. Örneğin, bir şeyi yapmak istemediğinde, yemek istemediğinde kafasını sallayabilir ya da eliyle itebilir. Yine sık sık öfke nöbetlerine girdiği bu dönemde elleriyle sert hareketlerde bulunabilir hatta vurabilir. Zaten bu dönemin en önemli özellikleri de çocuklarda meydana gelen öfke nöbetleri, hırçınlık, isteklerini ağlayarak belirtme, uyumak ve yemek istememektir.
Yine bu dönemde ebeveynlerin yapmaması gereken birtakım şeyler de var. Örneğin ebeveynlere düşen en önemli görev çocukla inatlaşmamaktır. Bununla birlikte, yapılmaması gereken davranışa karşı net bir tavır koyup bunu sürdürmek gerekir. Yani çocuğun istenmeyen davranışının engellenerek dikkatini başka yöne çekmek yanlış bir tavırdır. Hepimiz zaman zaman bu yönteme başvururuz. Dolayısıyla ağlamasına izin verin. Ağlasın ve içini döksün. Bu arada siz de ağlamasına sebep olan olayla ilgili uzun açıklamalar yapmak ve nasihatlar vermek yerine, "biliyorum, çok üzüldün", "hayal kırıklığına uğradın" gibi cümleler kurarak duygularını ifade etmesine yardımcı olabilirsiniz. Aynalama yöntemi olarak bilinen bu yöntemi kullanırken çocuğun boy seviyesine inerek gözlerine bakmak önemlidir. Bu yöntem benim daha önce okuduğum ve iki yaş sendromundan önce de sık sık başvurduğum bir yöntemdi. Böylece ona "seni anlıyorum" mesajı vererek ilişkimizi de kuvvetlendirdiğime inanıyorum. Hem bir kriz anında daha da kolay sakinleştiğine tanık oluyorum.
Biz ebeveynler için bu dönem, çocukların keşif yaparak öğrenmelerine, keşif yapıp dünyayı tanımalarına tanıklık ettiğimiz harika bir deneyim olabilir. Ancak keşif yaparken nelere dikkat edilmesi, sınırlar gibi konularda denge kurmak oldukça zor. Bu konu benim de oldukça zorlandığım bir alan. Bunun için evlerimizi çocuk dostu evler haline getirmek gerekir. Ben de mümkün olduğunca evimi çocuklar için uygun hale getirmeye çalışıyorum. En azından çocukların erişmesini istemediğimiz şeyleri ortadan kaldırabiliriz. Böylece çocuğumu devamlı engelliyorum kaygısından da kurtulabiliriz.
Çocuğun bir birey olduğunun farkında olduğu ve dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşündüğü bu dönemde çocuklar aşırı ısrarcı olabilirler. İnatlaşma da dediğimiz bu duruma karşı en iyisi görmezden gelmedir. Çünkü çocuğun bir konudaki aşırı taleplerine karşı uzun uzun açıklamalar yapmak, ikna etmeye çalışmak başarısız olacaktır.
Benim en çok uyguladığım ve başarılı da olduğunu düşündüğüm taktik ona sorumluluk vermek. Örneğin kardeşinin altını değiştirdiğimde bezini çöpe atmasını Ahmet Tarık'tan rica ediyorum. Islak mendili getirmesi, ya da biri bir şey istediğinde götürmesi hatta bulaşık makinesini boşaltırken bana yardım etmesi, kirli kıyafetlerini kirli sepetine atması vs. oğlumun günlük işlere dahil olmasını sağlarken vakit geçirmesine de yardımcı oluyor.
Son günlerde müziği daha fazla hayatımıza sokarak kimi zaman dans edip enerjimizi atıyoruz kimi zaman da sakinleşiyoruz. O yüzden müzik kesinlikle hayatımıza dahil olmalı. Hem böylece süreç daha kolay atlatılabilir.
Aynı zamanda çocukların enerjilerinin tavan yaptığı bu süreçte enerjilerini atmalarını sağlamak da anne-baba olarak üzerimize düşen en önemli görev sanırım. Neyse ki ben kar kış demeden, soğuğa aldırış etmeden çocukla kendimi dışarıya atabilenlerdenim. Çocuklar da kesinlikle dışarıda keşif yaparak daha çok şey öğreniyorlar. Bu yüzden her gün mutlaka açık havada bir aktivite planı yapılmalı.
Bu süreçte çocuklarla birlikte bol sabırlı, bol enerjili, biraz boşvermişli ve her zaman şefkat dolu günler diliyorum..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder