15 Nisan 2016 Cuma

BİR FOTOĞRAF ÇEKİMİNİN HİKAYESİ


Günümüzde fotoğraf hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş durumda. Anı kaçırmak ve anı yaşayamamak pahasına fotoğraflıyoruz yaşamımızın her dakikasını. Elimizden düşmeyen cep telefonlarımız ile sevinçlerimiz, yaşadığımız ilginç, komik, saçma hatta mahrem anlarımız bile bir anda telefon kamerasının kadrajına hapsoluveriyor. Çevreme baktığımda genç, yaşlı demeden herkes bu hastalığa kaptırmış kendini. Mesela bir yürüyüşe çıktığımızda karşımıza çıkan mor leylakları hemen fotoğraflıyoruz. Oysa diyorum ki kendi kendime o görsel şöleni sadece kendim için yaşasam ve fotoğrafını çekmek yerine mis gibi kokusunu içine çeksem ne olur? Kesinlikle o manzarayı fotoğraflamamak için zor tutarım kendimi. Belki de bazen telefon detoksu yapmalıyım.
Fotoğrafın benim için en sevdiğim tarafı dönüp dönüp bakmak. Ancak bunun için de fotoğrafın elimde olması gerekir. Hatta arkasına not ve tarih düşülen fotoğraflar daha kıymetlidir bana göre. Fotoğrafın anlamı da budur işte: dönüp dönüp bakmak. Baktıkça fotoğrafı eskitmek. Eskiyen fotoğraflar arasında çoluk çocuk kaybolmak sonra. Bir çekmecede bir şey ararken birden elinize geçmesi yıllar öncesine ait bir fotoğrafın. Sonra da o günlerin sohbetinin açılması odada bulunanlarla. Ne güzel günlerdi, şöyle şöyle yapardık, bugünkü aklımız olsa yine öyle mi yapardık vs. diye muhabbet edilmesi uzun uzun. İşte bir fotoğraftan nerelere geldik denilmesi. Bu yüzden de seviyorum fotoğraf çekmeyi ancak en çok da saklamayı..Yıllar öncesine götüren sihirli bir tünel gibi olduğu için fotoğraf. 
Ancak fotoğrafın digital halini hiç sevmiyorum. Bir kere dokunamıyorsun, elinde evirip çeviremiyorsun, elden ele dolaştıramıyorsun; bakıp geçiyorsun, çoğu kez de unutuyorsun bilgisayarının sayısız klasörleri arasında.. Bırakın çıkaralım digital ortamlarından fotoğrafları raflarda tozlansın..Bu sebeplerdendir ki cep telefonumda biriktirdiğimiz fotoğrafları dönem dönem bastırır saklarım. Yani yapılacaklar listeme bu iş de çoğu zaman girer. 
Ahmet Tarık ve Mehmet Yavuz ile bir de stüdyoda fotoğraf çekimi yapalım dedik. Eğlenceli ancak bir hayli zor geçen fotoğraf çekiminden çok memnun kaldım. Nostaljik bir hava yakaladığımızı düşünüyorum ki istediğim de buydu zaten. Çünkü bir çoğumuzun böyle stüdyoda çekilmiş fotoğrafları vardır. Ve bu fotoğrafların anısı. Bizimki de pek bir anılı oldu. Fotoğraf çekimi için gittiğimiz fotoğrafçı da elektrikler kesikti. Biz de hazır gelmişken çektirmeden gitmeyelim dedik. Dolayısıyla bir saat bekledik. Bu sırada fotoğrafçının yanındaki oyuncakçıyı da talan ettik. Bir de anı olsun diye oyuncak aldık. Yorucu da olsa bu fotoğraf çekimini yapmalıydık. İyi ki yaptık..
Bakacak bir sürü güzel fotoğrafınız olması dileğiyle..



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder