Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde yüksek mi yüksek dağların arasında, yemyeşil dümdüz bir ovanın ortasında masmavi, küçük bir göl varmış. Bu gölde de altın taçlı yeşil bir kurbağa yaşarmış. Bu kurbağa günlerini bu masmavi gölün çevresinde ordan oraya zıp zıp zıplayarak geçirirmiş.
Altın taçlı yeşil kurbağanın bir gün hayatı aniden değişivermiş. Çünkü mini mini minnacık bir kardeşi olmuş. Artık altın taçlı yeşil kurbağının hayatı bu minik kurbağanın çevresinde geçmeye başlamış. Bütün gün kardeşinin peşinde koşar; ona hayatı öğretirmiş. Minik kurbağa nereye zıplarsa, arkasından hemen o oraya zıplarmış. Anlayacağınız bu yerinde bir dakika duramayan minik kurbağa bizim altın taçlı minik kurbağayı peşinden koştururmuş.
Günlerden bir gün minik kurbağa kaybolmuş. Altın taçlı yeşil kurbağa da her yerde kardeşini aramış. Ancak bir türlü bulamamış. Sapsarı başakların arasında, yemyeşil sazlıkların içinde, rengarenk gölgelerin arasında hep minik kurbağayı aramış.
Bir gün artık kardeşini bulamayacağını düşünüp, her gün birlikte oynadıkları mavi gölün kıyısında oturmuş ve kardeşini düşünmüş. Masmavi göle yansıyan aksine baktıkça kardeşini görmüş. Böylece rüzgarın dalgalandırdığı gölün sularına yansıyan aksiyle konuşmaya başlamış. Kalbinden geçenleri bir bir suya dökmüş. Sanki kardeşi ile konuşur gibi:
- Seni çok seviyorum minik kurbağa demiş.
Sonra demiş ki:
- Meğer senin benim hayatımda ve kalbimde ne çok yerin varmış.
Böylece derdini anlattıkça rahatlamış, hafiflemiş ama kardeşi gelmemiş. Sonunda adı kardeşini arayan kurbağaya çıkmış. Kardeşini arayan kurbağa ne zaman bunalsa, mavi gölün kenarına gelir; göle yansıyan aksine anlatır da anlatırmış. Sanki göldeki akis kardeşi minik kurbağa gibiymiş..
Altın taçlı yeşil kurbağa anlamış ki sevdiklerini yanında hissetmenin en güzel yanı kalbini açmakmış. Kalbini tüm içtenliğiyle açan altın taçlı yeşil kurbağa böylece kardeşini her özlediğinde mavi göle yansıyan aksinde özlemini giderirmiş.
Böyle böyle geçen günlerin birinde yine göl kenarında zıp zıp zıplayan altın taçlı yeşil kurbağa, bir bakmış ki kardeşi minik kurbağa dalgın dalgın göle bakıyor. Hemen yanına gitmiş.
- Günlerdir seni arıyorum minik kurbağa.
Minik kurbağa da
- Senin beni ne kadar sevdiğini merak edip sana görünmedim ve kaybolduğumu düşünmeni istedim. Demiş ve açıklamış:
- Sen beni arayıp bulamayınca ve mavi gölle dertleşmeye başladığını görünce beni ne kadar çok sevdiğini anladım.
Sevgisinin denenmesine çok üzülen altın taçlı kurbağa minik kurbağayı affetmiş ancak kalbini açtığı mavi göl kardeşinden sonra en iyi arkadaşı olmaya devam etmiş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder