13 Haziran 2016 Pazartesi

İNSANA EN ÇOK YAKIŞAN UMUTTUR

Sabah yataktan nasıl kalkarsan günün öyle geçer. Tecrübeyle sabittir. Bazen gece yatarken ona buna dargın yatıp bütün gece dargınlığını daha da derinleştirip sabah da asık suratla kalktığın oluyor mu bilmem ama benim başıma geldiği vardır. Sonra sabah o asık surata bir de öncekilere benzeyecek bir güne neden uyandım ki bunalımı yaşıyorsam bu yeni gün pek de iç karartıcı geçecek demektir. Oysa yeni yepyeni bir gün işte.. Neden öncekilere benzesin ki? Hem bugünü öncekilerden farklı kılacak hazineler de senin elinde. Sonra insan güne böylesine karamsar başlayınca güçsüz de hissediyor kendini. Hiçbir şey yapmamak hatta yemek bile istemiyor. En kötüsü de tahammül gücünün alt sınırlarında geziniyor olman. Bu durumdan da en çok etkilenen çocuklar oluyor haliyle. Adil mi küçücük çocuklardan hayata karşı takındığın tavrın sonuçlarına katlanmalarını beklemek?
Bunları tam da bir hikaye yarışmasını kazanamadığımda düşündüm. Kazananlar arasında ismimi göremeyince ilk şu cümle geldi aklıma: "İnsana en çok yakışan umuttur." Çünkü umutlu olunca yüzünde hep gülümse, sonra vücudunda bir enerji ve yerinde duramama hali, hayallerin varlığıyla kalbinde uçan kelebekler... Bütün bunlar insana en çok yakışan ve onu güzelleştiren hallerdir. Dolayısıyla umudun yakışmadığı insan yoktur. 
Öte yandan, gerçekleşse de gerçekleşmese de hayal kurmak güzeldir. Bugün gerçekleşmeyen hayalinin, eğer peşini bırakmazsan, yarın bir gün sana bir sürpriz yapmayacağını nereden biliyorsun. O yüzden ne hayallerinin peşini bırakmalı ne de umut etmekten vazgeçmeli. 
Güne başlarken de günün sana getireceği güzellikler için sabırsızlanmalı; kötü sürprizler için gülüp geçecek moral motivasyonu bünyene şırınga etmeli. Güzellikler demişken öyle çok büyük şeyler beklemeyin. İki çocuğunun aynı saatte öğle uykusuna dalıp, deliksiz iki saat boyunca uyumaları gibi bir şey olabilir mesela. Ya da aradığın bir kitabı geçerken uğradığın kitapçıda bulman gibi. Sonra beklediğin bir kargonun düşündüğün günden önce gelmesi gibi. En güzeli de sabah erkenden hem de uykunu almış bir şekilde kalkıp, herkesten önce kendine bir saat hediye etmen gibi.
Güne güzel başlamış olmak öyle bitmesini sağlamıyor her zaman. Aksilikler hiç peşini bırakmayadabilir. Uzun bir kuyruk bekleyip işini halletmeden çıkabilirsin örneğin devlet dairesinden. Ya da boşuna tepmişsindir onca yolu. Hemen öfkeleniveriyorusun değil mi işin halledilmeyince ya da boşuna zaman kaybedince? En iyisi derin bir nefes al; öfke gibi zehirli duygusal tepkimeyi vücuduna vermeden önce düşün. Çünkü öfkenin insanın kendisine ve çevresindekilere verdiği zarar öyle gereksiz, öyle pişman edici ki insan sonra yaşadığı o ana dönüp o öfkeli anını yok etmek istiyor. 
Bol hayalli, bol umutlu günler hepimize..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder