Herhalde hiçbir baba bir anne gibi olamaz. Ne annenin yerine bir baba; ne de bir babanın yerine bir anne konulabilir. Öyle ki annelerin ev hayatı ve çocuklar için harcadıkları mesaileri de babalarınkinden kat be kat fazladır. Şu da bir gerçek ki bebeğin doğumuyla birlikte bir anne için hayat artık eskisinden çok farklı iken ve bir daha da eskisi gibi hiçbir zaman olmayacakken, babalar için hayat hemen hemen aynı temposuyla devam etmektedir.
Öte yandan, anne dediğin çok şey iken belki de, baba dediğin de az bir şey sayılmaz. Her şeyden önce babanın varlığının bir anneye kattığı manevi yön yadsınamaz. En önemli rollerinin annelik yükünü hafifletmek olan babalar bu rollerini daha bebek dünyaya gelmeden oynamaya başlarlar.
Hamileyken ağlama krizlerine girip üzmene rağmen, devamlı darıldığın için ne yapacağını şaşırmasına rağmen, gecenin bir vakti senin canın bir şey çekti diye tüm şehri turlamasına rağmen doğum sırasında acılar içinde kıvranırken acılarla daha iyi başedebilmen için elini sık diye sana uzatandır baba. O yüzden, baba dediğin şey az bir şey değildir aslında.
Daha birkaç günlük bebeğinin altını değiştirirken yaşadığın maceralara birlikte güldüğündür bir baba. Çocuklarla ilgili yerli yersiz tüm endişelerini dinleyen, çözüm üretendir bir baba. Haftasonu planlarının uygulayıcısıdır bir baba. Aslında o bir süpermendir; bir elinde dokuz kiloluk puset, diğer elinde alışveriş poşetleriyle her defasında evden çıkış ve eve giriş maceranın en önemli ortağıdır. En önemlisi iki çocukla hayata devam ederken öfke krizlerine, duygu yüklü anlarına, alınganlık nöbetlerine en yakın şahit edendir.
Velhasıl bu yazı bir doğum günü yazısı niyetiyle oğullarımın en iyi arkadaşına ithaf edilmiştir..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder